Araç Haber Gazetesi

Prof.Dr. Sadık ERİK Röportaj

Prof.Dr. Sadık ERİK Röportaj
Aziz ÖZELCİ( ozelciaz@hotmail.com )
45 Okunma
14 Eylül 2026 - 11:38
İZ BIRAKANLAR
Araç’tan İnsan Hikâyeleri
PROF. DR. SADIK ERİK

Araç’ın doğasından Türkiye florasına uzanan bir bilim yolculuğu

Bazı insanların hayat hikâyelerinde doğup büyüdükleri toprakların izini görmek mümkündür. Prof. Dr. Sadık Erik’in hikâyesi de böyle bir hayat yolculuğunu anlatıyor. Araç’ın Tuzaklı köyünde başlayan çocukluk yılları, ilerleyen dönemlerde Türkiye’nin bitki zenginliğini araştıran, yeni bitki türlerini bilim dünyasına kazandıran ve doğanın korunmasına dikkat çeken uzun bir akademik çalışmaya dönüşüyor.

Sadık Erik’in doğayla kurduğu bağ aslında çocukluk yıllarında başlıyor. Üç yaşına kadar Tuzaklı köyünün Eskici Mahallesi’nde yaşayan Erik, iki katlı ahşap evlerini, ahırı, ağılı, kırk gözlü ambarı ve çocukluk yıllarından aklında kalan ineği “Bayram”ı bugün hâlâ hatırlıyor. Babasının askerliği nedeniyle bir süre köyde dedesi Derviş Şükrü, annesi ve ağabeyiyle birlikte geçirdiği günler, onun hayatındaki ilk hatıraları oluşturuyor.

Babası 1953 yılında askerlik dönüşü Eskişehir’de göreve başlayınca köyden ayrılan Erik’in doğaya olan ilgisi ise hiç kaybolmıyor. Ancak bu ilgi üniversite yıllarında bilimsel bir boyut kazanıyor. Hacettepe Üniversitesi öğrencisiyken botaniğe yönelen Erik, 1971 yılında botanik asistanı olarak akademik hayatına başlıyor.

Başlangıçta biyoloji bölümünü değil, daha anlamlı bulduğu Tıbbi Teknoloji bölümünü tercih eden Erik’in akademik kariyerinin yönünü ise hocası Aşık Pamukçuoğlu’nun teşviki değiştiriyor. Asistanlık sınavını kazanarak botanik alanında çalışmaya başlayan Erik, yıllar içerisinde akademik kariyerini profesörlükle tamamlıyor.

Türkiye florası üzerine yaptığı çalışmalar, yeni bitki türlerinin bilim dünyasına kazandırılması, Kastamonu ve çevresinin bitki çeşitliliğinin araştırılması, “Anıt Ağaçlar ve Kastamonu Çiçekleri” gibi çalışmaları ve doğanın korunmasına yönelik duyarlılığı, onun bilimsel hayatının önemli başlıkları arasında yer alıyor.

Prof. Dr. Sadık Erik’e göre Türkiye, yaklaşık 12 bin bitki türüyle son derece zengin bir floraya sahip. Bu türlerin önemli bir bölümünün endemik olması, yani yalnızca Türkiye’de yetişmesi, ülkemizin doğal zenginliğinin önemini daha da artırıyor. Kastamonu ise bu zenginlik içerisinde özel bir yere sahip.

Araç’ı ise tek bir ifadeyle tanımlıyor: “Doğduğum vatan, baba ocağı.”

“İz Bırakanlar / Araç’tan İnsan Hikâyeleri” köşemizde bu kez Prof. Dr. Sadık Erik ile; çocukluğundan akademik hayatına, botanik çalışmalarından Türkiye’nin flora zenginliğine, Kastamonu’nun doğasından gençlere verdiği mesajlara kadar uzanan bir söyleşi gerçekleştirdik.

SÖYLEŞİ
Çocukluk ve Araç Yılları

1. Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız? Çocukluğunuzun geçtiği yılları ve ailenizi bize anlatır mısınız?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Üç yaşıma kadar Tuzaklı köyü, Eskici Mahallesi’nde yaşadım. İki katlı büyük bir ahşap evimiz vardı. Alt katta dam ve ağıl bulunuyordu. Kırk gözlü bir ambarımız vardı. Bir ineğimiz vardı, adı Bayram’dı. Ben ona “Aam” diye çağırırmışım. Aklımda kalan tek anı da bu.

Babam askerdeydi. Köyde babamın dedesi Derviş Şükrü, annem ve ağabeyimle beraber günler geçirdim. Babam askerlik dönüşü Eskişehir’de göreve başlayınca 1953 yılında köyden ayrıldık.

2. Doğaya ve bitkilere ilginiz ilk ne zaman başladı?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Çocukluğumdan beri memleketimin doğasına ve köyüme karşı bir tutkum vardı. Fakat asıl ilgim Hacettepe Üniversitesi öğrencisi olduğum zaman başladı. 1971 yılında botanik asistanı olduğumda artık çiçekler ve ağaçlarla bilimsel olarak ilgilenmeye başladım.

3. Çocukluk yıllarında sizi doğaya yönlendiren bir kişi ya da olay oldu mu?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Özel olarak bir kişi ya da olay olmadı. Sadece doğanın o zümrüt gibi çam ormanları beni çok ilgilendiriyordu.

4. Araç ve Kastamonu coğrafyasının sizin üzerinizde nasıl bir etkisi oldu?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Bu coğrafyanın doğal peyzajı, insan yaşamı, kültürü, tarihi yapıları, camileri ve türbeleri beni çok etkilemiştir.

5. İlkokul ve lise yıllarınızdan unutamadığınız bir anınız var mı?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Lise birinci sınıfta sınıfımız bir barakaydı. Kış dönemiydi. Sınıf sobasını arkadaşlarla bahçeden topladığımız odun parçalarıyla yakmaya çalışıyorduk. Bunu gören nöbetçi bir öğretmen sinirli bir şekilde sınıfa girdi ve “Kim yaktı bu sobayı?” diye sordu.

Sınıfta çıt yoktu. O zaman hepimizi sıra dayağından geçirmişti. Meğer soba yakmak büyük suçmuş!

Üniversite ve Akademik Hayat

6. Üniversitede biyoloji ve botanik alanını seçmenizin özel bir nedeni var mıydı?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Biyoloji bölümünü değil, daha anlamlı bulduğum Tıbbi Teknoloji bölümünü seçmiştim. Fakat sonradan bu bölüm kapatıldı ve biyoloji bölümüne aktarıldı.

Botaniği seçmem ise o dönemde botanik dersi hocam Aşık Pamukçuoğlu’nun teşvikiyle oldu. Yoksa Atom Enerjisi Kurumu’ndan bursluluk ve kuruma zorunlu hizmetim vardı. Hocamın teşvikiyle asistanlık sınavına girdim ve kazanarak 1971 yılında asistan oldum.

7. Ankara Üniversitesi ve sonrasında akademik hayatınız size neler kattı?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Üniversitenin ilk yıllarında Amerikalı Barış Gönüllülerinden İngilizce dersleri alıyorduk. Bu benim için çok sevindiriciydi; ODTÜ’deki eğitim sistemi gibiydi.

Sonraki yıllarda bilinen 68 olayları, üniversiteyi ele geçirme gayretleri, kavga, dövüş ve şiddet gibi olaylar yaşandı.

Bir de şu yönü vardı: O yıllarda Doğramacı hocanın özel gayretiyle yurt içinden ve yurt dışından çok kaliteli hocalardan ders almıştık.

Unutamadığım hocalardan biri, Devrim Tarihi dersine gelen Afet İnan’dı. Ancak kıymetini o zaman bilememişim. Bu dersi angarya olarak görüyorduk. Çünkü bu dersi almadan mezun olamıyorduk.

8. Botanik alanına yöneldiğiniz ilk yıllarda Türkiye’de bu bilim dalının durumu nasıldı?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Botanik alanı henüz yeni yeni gelişmekteydi. İstanbul ve Ankara üniversitelerindeki hoca sayısı yaklaşık 30 kadardı. Bu hocalar, Almanya’dan Hitler’in dışlayıcı politikaları nedeniyle Türkiye’nin kabul ettiği ve ülkemizde bilimin öncüsü olan insanlardı. Onlar da az sayıdaki yerli hocaları yetiştirdiler.

9. Bitki sistematiği ve flora çalışmaları sizi neden bu kadar etkiledi?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Botaniğe karşı olan ilgim, hocamın teşviki ve doğaya olan sevgimden kaynaklandı.

10. Akademik hayatınız boyunca sizi en çok heyecanlandıran araştırma hangisiydi?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Türkiye florası için bilim dünyasına kazandırılan yeni türler beni en çok heyecanlandıran çalışmalar arasında yer aldı.

11. Türkiye florası üzerine çalışmak nasıl bir sorumluluk gerektiriyor?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Bilinmeyenleri ortaya koyma sorumluluğu var. Bitki çeşitliliğini ortaya koyarak doğanın korunmasına ve çevre bilincinin gelişmesine katkıda bulunma sorumluluğu da taşıyorsunuz.

12. Saha çalışmalarınız sırasında unutamadığınız bir anınız var mı?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Konya Ereğli Aksoy Dağı’ndaki arazi çalışmasında dik bir kayaya zorlukla tırmandım. İnmekten cesaret edemediğimiz zirveye kadar kan ter içinde tırmanmak zorunda kalmıştım.

13. Bir bitkiyi ilk kez kayıt altına almak ya da tanımlamak nasıl bir duygu?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Bilime somut bir katkıda bulunmanın mutluluğu.

14. Bilim insanı olmak sizin için ne ifade ediyor?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Topluma ve insanlığa bilime hizmet etmek, insanların bakış açılarını geliştirmek ve ülke doğasının korunmasında bilinci geliştirmek demektir. Özellikle günümüzdeki yaygın doğa talanı örnekleri düşünüldüğünde bunun önemi daha da artıyor.

15. Uzun yıllar Hacettepe Üniversitesi’nde görev yapmak hayatınıza neler kattı?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Önce asistanlık, sonra sırasıyla doktora, öğretim görevliliği, doçentlik ve en son 1988 yılında profesörlükle akademik kariyerimi tamamlamış oldum.

Öğretmenlik, Bilim ve Doğa

16. Öğrencilerinizle ilişkiniz nasıldı? Akademisyenlikte öğretmenin yeri sizce nedir?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Öğrencilerimle ilişkim normal düzeydeydi. Öğrenciler tarafından biraz “zor hoca” olarak tanındığım söylenir. Notumun da biraz kıt olduğu söylenirdi.

Öğretmenin yanında eğitmek de önemlidir. Ders aralarında yeri geldiği zaman çevre sorunlarını, yapılan yanlışları anlattım. Zaman zaman güncel konulara da değindim.

17. Botanik alanında Türkiye’nin en büyük zenginliği sizce nedir?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Türkiye florasının zenginliği. Ülkemizde yaklaşık 12 bin çeşit bitki türü var; bu, Avrupa kıtasındaki çeşitlilik kadar. Flora dinamik bir yapı. Her ay botanikçiler tarafından yeni yeni bitki türleri yayınlanıyor.

Ayrıca floranın yüzde 33’ü endemik; yani sadece ülkemizde yetişiyor. Diğer önemli zenginliğimiz ise ormanlarımız. Ancak ağaçlarımız ve madenlerimiz de çeşitli şekillerde tahrip ediliyor.

18. Türkiye’de biyolojik çeşitlilik konusunda yeterince bilinç var mı?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Evet, yeterince bilinç var. Bu konuda çok sayıda araştırma ve yayın mevcut. Bilinç var ama bunu uygulamada hayata geçirmede bazı engeller bulunuyor.

19. Kastamonu ve çevresinin bitki çeşitliliği açısından önemi nedir?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Türkiye Bitkileri Veri Tabanı’na göre Kastamonu ilindeki toplam bitki türü sayısı 1787, endemik tür sayısı ise 256’dır. Bu sayı komşu iller Zonguldak ve Sinop’tan çok fazladır.

Ayrıca 1800’lü yıllardan başlayarak birçok yabancı botanikçi, özellikle Ilgaz ve Gavur Dağları’ndan bitki toplamış ve bunları bilim dünyasına kazandırmıştır. Bu bitki türlerinin isimlerinde Kastamonu veya Paflagonya tür epitetleri kullanılmıştır.

Özellikle Alman botanikçi Sintenis tarafından yapılan çalışmalar önemlidir. Bu şekilde 32 bitki türünde bu epitet kullanılmaktadır. Bu da Kastamonu florasının Türkiye florasında önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir.

20. Çocukluk yıllarınızı geçirdiğiniz coğrafyanın araştırmalarınıza etkisi oldu mu?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Tabii ki olmuştur. Daha önce de söylemiştim. Bu benim için bir tutku olmuştur. İnsan kendi doğduğu topraklara daha fazla ilgi duymaktadır.

Anıt Ağaçlar, Çevre ve Doğanın Korunması

21. “Anıt Ağaçlar” ve Kastamonu bitkileri üzerine çalışmalarınızda sizi en çok etkileyen unsur neydi?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Anıt ağaçlar bende büyük bir hayranlık uyandırmıştır. Gövdelerine hep sarılmak istemişimdir. Öte yandan ağaçlara yapılan zulümlere de, özellikle çıra için oyma ve yakma olaylarını görünce üzülmüşümdür.

Flora ise rengârenk çiçekleriyle adeta doğanın büyüsü gibidir.

22. Doğanın korunması konusunda toplumun en büyük eksikliği sizce nedir?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Toplum bence yeteri kadar duyarlı olmaya başladı, özellikle son günlerde. Fakat asıl duyarlı olması gereken kurumlar bu duyarlılığı göstermiyor veya gösteremiyor.

Orman teşkilatı ormanı, Çevre Bakanlığı da çevreyi koruyabilir mi?

23. Bugün gençlerin doğaya ve çevreye bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Bunun için çeşitli seviyelerde okullarda bir anket yapıp somut rakamları ortaya koymak gerekir. Üniversite kademesinde de sorun olduğunu düşünüyorum ama orta seviyedeki okullarda bilincin daha az olduğunu gözlüyorum.

Pazarda ve bahçelerde çevreyi hoyratça kullanan lise ve ortaokul öğrencilerine şahit oldum. Örneğin bu gençlerin doğaya da saygılı olacaklarını düşünmüyorum.

24. Bilimsel çalışmalarda sabır ve disiplin ne kadar önemlidir?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Çok önemlidir. Bunlar olmazsa doğruya ulaşılmaz. Ulaşılsa da o kişinin kendi doğrusu olur, geçerli olmaz.

25. Bir bilim insanını başarılı yapan temel özellik sizce nedir?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Sorgulayıcı olmak, yeterli birikime sahip olmak, amacı doğru belirlemek ve bilimsel kuralları takip etmek.

26. Bugüne kadar yaptığınız çalışmalar arasında sizi en çok gururlandıran hangisi oldu?

Prof. Dr. Sadık Erik:
“Anılarla Ankara” kitabım ve İstiklal Yolu çalışmalarım ile “Anıt Ağaçlar ve Kastamonu Çiçekleri” çalışmam beni gururlandıran çalışmalarım arasında.

Araç ve Hayata Dair

27. Geriye dönüp baktığınızda “İyi ki bu yolu seçmişim” dediğiniz anlar oluyor mu?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Eleştiri yönüm ağır bastığında bazen gazeteci mi olsam dediğim olmuştur. Ama sonuçta geldiğim noktadan memnunum.

28. Araç ilçesi sizin için tek cümleyle ne ifade ediyor?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Doğduğum vatan, baba ocağı.

29. Gençlere ve özellikle bilim yolunda ilerlemek isteyenlere ne tavsiye edersiniz?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Hayal kurmaktan geri kalmasınlar. Hayallerinin peşinden yılmadan koşsunlar. Bu memleketin gençlere ihtiyacı var. Yeteneklerini iyi keşfedip o konuda yol alsınlar.

30. İnsanların sizi nasıl hatırlamasını istersiniz?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Nasıl istiyorlarsa öyle ansınlar.

31. “Hayat bana şunu öğretti…” diye başlayan cümleyi nasıl tamamlarsınız?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Zamanında önünüze gelen fırsatları kaçırmamak ve iyi değerlendirmek lazım.

32. “İz bırakan bir insan olmak” sizce ne demektir?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Geride kalıcı, iyi bir eser bırakmak.

33. Eğer bugün genç bir öğrenci size gelip “Bilim insanı olmak istiyorum” dese, ona ilk ne söylersiniz?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Önce kendini iyi tanımalı, olanaklarını gözden geçirmeli ve azimli olmalı.

34. Sizce doğa insanı eğitir mi?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Evet. Etkileşim karşılıklıdır.

35. Bugünkü Sadık Erik, genç Sadık Erik’e ne tavsiye ederdi?

Prof. Dr. Sadık Erik:
Daha sosyal bir hayat yaşamış olmayı tavsiye ederdim.

“DOĞDUĞUM VATAN, BABA OCAĞI”

Prof. Dr. Sadık Erik’in hayat hikâyesinde dikkat çeken en önemli noktalardan biri, çocuklukta başlayan doğa sevgisinin yıllar içerisinde bilimsel bir tutkuyla birleşmesi. Tuzaklı köyünün çam ormanlarından Hacettepe Üniversitesi laboratuvarlarına, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki zorlu arazi çalışmalarından Kastamonu’nun bitki çeşitliliğine uzanan bu yolculuk, bir bilim insanının doğduğu topraklarla kurduğu güçlü bağın da hikâyesi.

Onun “İz bırakan bir insan olmak” tanımı ise oldukça sade:

“Geride kalıcı, iyi bir eser bırakmak.”

Belki de Prof. Dr. Sadık Erik’in yaşamını en iyi anlatan cümlelerden biri bu. Çünkü geride bıraktığı bilimsel çalışmalar, kitaplar, araştırmalar ve doğanın korunmasına yönelik düşünceleri, onun doğduğu topraklardan başlayarak bilime ve topluma bıraktığı kalıcı izlerin bir parçası.

Aziz Özelci
İz Bırakanlar / Araç’tan İnsan Hikâyeleri

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
KÖŞE YAZARLARI

Copyright © 2021 - Tüm hakları saklıdır.