Araç Haber Gazetesi

İMAN VE İSTİKAMET ÜZERE YAŞAMAK

İMAN VE İSTİKAMET ÜZERE YAŞAMAK
Numan DÜLGER( arachaber4@gmail.com )
166 Okunma
04 Mart 2021 - 14:48

İnsanoğlu yolcudur. Yolcu gibi yaşaması tavsiye edilmiştir. Yolcu, gideceği yere ulaşmak için sağa sola sapmadan, oyalanmadan, durmadan gece gündüz yol alır. Onun bir istikameti vardır ve o istikamette ilerler. Müminin/Müslümanın yolu, sırat-ı müstakimdir. Sırât-ı müstakim, Kur’an’ın yoludur. Peygamberlerin yoludur. Allah’a verdikleri sözden bir an olsun ayrılmayan, sadakatle sembolleşen sıddıkların yoludur. Sırât-ı müstakim, şühedanın, salih amel işleyenlerin, ilahi lütuf ve nimetlere talip olanların yoludur. Bu yol, “Sözlerin en doğrusu Allah’ın Kitabıdır. Rehberliğin en güzeli Muhammed’in rehberliğidir.”hadisini hayatında değişmez ilke olarak kabul edenlerin yoludur. Sırât-ı müstakim dışındaki yollar ise şeytanın davet ettiği yollardır. Bu yollar, gayr-ı meşru arzu ve isteklerin, hırsların, kin ve düşmanlığın, fitne ve fesadın, ayrılık ve gayrılığın, bencilliğin adreslerine uzanan yollardır.

Müminin/Müslümanın istikameti, Allah’adır, “rıza-i bariye” ulaşmaktır, emrolunduğu gibi yaşamaktır. Bir ayette “(Ey peygamber) Sen ve Seninle beraber olanlar, emrolunduğunuz istikamette yürüyün, dosdoğru olun. Azgınlık ve taşkınlık etmeyin, aşırı gitmeyin, yoldan çıkmayın. Çünkü Allah sizin yapmakta olduklarınızı çok iyi görendir.” (Hud, 11/112) buyrulmuştur. Öyleyse neler emredilmiştir? Namaz kılın, zekat verin, oruç tutun, adaletli olun, iyilik edin, yardım edin, dürüst olun, kadınlara güzel muamele edin, toplumun tüm kesimleri ile iyi geçinin vb. Emirler; içki içmeyin, kumar oynamayın, faiz yemeyin, yalan konuşmayın, cana kıymayın vb. yasaklar, yani Allah’ın kullarından istemiş olduğu bütün emirleri ve yasaklarıdır. İman ettim diyen bir müminin de bu emirlere uyarak ve yasaklarından uzak durarak yaşamasıdır. Bir gün peygamberimize “bana İslam’ı öyle güzel anlat ki bir daha başkasına sormak zorunda kalmayayım” diye soran birine Peygamberimiz; “iman ettim de ve istikamet üzere yaşa” cevabını vermiştir.

Hud, 112. ayetle ilgili olarak Abdullah b. Abbas’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Bütün Kur’an içinde Allah Resulüne bu ayetten daha ağır ve daha çetin bir ayet inmemiştir. Bu nedenle Peygamberimiz Hûd sûresi ve benzerleri beni ihtiyarlattı” buyurmuştur.

Dünya hayatının bir imtihan olduğunu düşününce istikamet üzere yaşamak zordur. Bizi yolumuzdan alıkoyacak çok engel, saptıracak çok düşman vardır. En başta şeytan yolumuzun ortasında oturmaktadır. “İblis dedi ki, öyleyse beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üzerine oturacağım” “Sonra elbette onların önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükredenlerden bulamayacaksın” “…. Allah ü Teala da, Kim sana uyarsa hepinizi cehenneme dolduracağım” buyurdu. (A’raf, 7/16,17 ve 18. Ve Nisa, 4/119. Ayetler)

Bir gün Peygamberimiz (s.a.s), düz bir çizgi çizerek “İşte bu, Allah’ın dosdoğru yoludur.”buyurdu. Ardından bu çizginin sağından ve solundan başka çizgiler çizdi ve “Bunlarda, dosdoğru yolun haricindeki yollardır. Bu yolların her birinin başında ona çağıran bir şeytan vardır.”şeklinde açıklamada bulundu. Sonra da şu âyeti kerimeyi okudu: “Şüphesiz bu benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. Başka yollara sapmayın. Onlar sizi Allah’ın yolundan uzaklaştırır. İşte günahtan korunmanız için Allah size böyle öğüt verdi” (En’âm, 6/153. Dârimî, Mukaddime, 23)

Yol zor, sarp ve yokuş, engeller, tehlikeler var diye yolumuzdan dönmek, başka yollar aramak ve o yollara girmek daha tehlikelidir ve yolun sonu hüsrandır. Kula düşen hakkın yoluna revan olmaktır, yani yolcu yolunda gerek. Biz, Allah’ımızın yolunda yürüme çabasını gösterelim ki O da bizi yoluna muvaffak kılsın.  (Ankebut, 29/69.) Şair Said Paşa da “Müstekım ol. Hazret-i Allah utandırmaz seni” isimli şiirinde “iman ve istikamet üzere yaşayanları, sonunda Allah utandırmayacaktır” diye anlatır bu ilahi hakikati. Ama çağımızda sırât-ı müstakimden  uzaklaşıldığı  için, dünyada  ve  gönül coğrafyamızda korku,  acı, gözyaşı,  huzursuzluk  kol geziyor. Sırât-ı müstakimden uzaklaşıldığı için bugün semamız nice merhametsizliklere,  arzımız nice vicdansızlıklara  şahitlik  ediyor. Sırât-ı  müstakimden uzaklaşıldığı içindir  ki; bugün  ayrılık-gayrılık  ve tefrikaya düşülüyor; kardeşlik, muhabbet, adalet, hak ve hakikat çağrıları cılız ve karşılıksız kalıyor. Öyle ki, mezheplere,  meşreplere,  dillere,  ırklara,  coğrafyalara mensubiyet,   kimilerince   İslâm’a   ve   ümmete mensubiyetin  önüne  geçiriliyor. Allah’ın  insana lütfettiği saygınlık, haysiyet ve  dokunulmazlık, dünyanın pek çok yerinde gün be gün çiğneniyor.

Her gün her namazın her rekatında okuduğumuz Fatiha suresinde “(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz”diyerek tevhid inancımızı dile getiriyoruz. Sonra da “Bize sırat-ı müstakimi göster, bizi dosdoğru yola ilet!”diye Rabbimize dua ve niyazda bulunuyoruz. Aynı surede sırat-ı müstakimin, dosdoğru yolun mahiyeti şöyle ifade edilir: “Nimetine erdirdiklerinin yoluna ilet!”Ve son olarak da, “Gazaba uğramışların yoluna da, doğrudan sapmışların yoluna da değil!”diyerek niyazımızı, yakarışımızı ifade ediyoruz.

Her gün okuduğumuz bu sureden öğrendiğimize göre sırat-ı müstakim, yeni bir yol değildir. Daha önce üzerinden gidilmiş, tecrübe edilmiş bir yoldur. Kimi o yolun hakkını vermiş nimete kavuşmuştur. Kimi o yoldan sapmış dalalete düşmüştür. Kimi de o yoldan çıkmış gazaba duçar olmuştur. Unutmayalım ki başka bir ayette Rabbimiz, nimete kavuşanların, sırat-ı müstakim üzere olanların peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihler olduğunu bildiriyor; Allah’a ve Resûlü’ne itaat edenlerin onlarla birlikte olacağı müjdesini veriyor. Diğer bir müjde de şudur; “Rabbimiz Allah’tır” deyip de istikamet üzere dosdoğru yolda yürüyenler için ne bir korku vardır ne de onlar üzüntü çekeceklerdir. İşte onlar, cennet ehlidir. Amellerinin karşılığı olarak orada ebedî kalacaklardır.” (Ahkaf 46/13-14.)

Bu müjdelere nail olabilmek için duamız:

“Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi saptırma! (Âl-i İmrân, 3/8.)

Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım! Ayaklarımızı dinin üzere sabit kıl. (Amin)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
KÖŞE YAZARLARI

Copyright © 2021 - Tüm hakları saklıdır.